0 Created with Sketch. KARŞILAŞTIR
Tamamı Akdeniz bölgesi içinde yer alan ve Akdeniz iklimi etkisi altında bulunan Antalya, aynı zamanda Türkiye’nin en çok antik kenti bulunan şehridir. Sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi alanları ve nitelikli bir yaşam için sunduğu birbirinden farklı özelliklerden dolayı yalnızca Türk vatandaşlarının değil, Türkiye’yi ziyaret etmiş herkesin hayranlıkla bahsettiği şehir Antalya, sahip olduğu güzelliklerle buraya gelip yerleşenlerde heyecan uyandırıyor.
Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz kıyısında bir turizm merkezi olan şehir Antalya, 2,3 milyonluk nüfusa sahiptir. Antik çağlardan bu yana yerleşim yeri olarak kullanılan şehrin ekonomisi, ticaret ev turizme dayalıdır. Tamamı Akdeniz bölgesi içinde yer alan ve Akdeniz iklimi etkisi altında bulunan Antalya, aynı zamanda Türkiye’nin en çok antik kenti bulunan şehridir. Sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi alanları ve nitelikli bir yaşam için sunduğu birbirinden farklı özelliklerden dolayı yalnızca Türk vatandaşlarının değil, Türkiye’yi ziyaret etmiş herkesin hayranlıkla bahsettiği şehir Antalya, sahip olduğu güzelliklerle buraya gelip yerleşenlerde heyecan uyandırıyor.
TARİHTE ANTALYA
Antalya’da yapılan kazı çalışmalarında günümüzden 40 bin yıl öncesine ait kalıntılar tespit edilmiştir. MÖ 2000 yılından bu yana Antalya; Hitit, Pamphylia, Likya, Kilikya gibi ülkelerin kent devleti olmuş ve Pers, Büyük İskender ve Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. Bu dönemlerde Antalya ve çevresi için kullanılan kelimelerden biri “çok verimli” manasına gelen Pamphylia’dır.
"Attalos Yurdu" anlamına gelen Antalya’nın, bu isimle MÖ 2. Yüzyılda Bergama Krallığı döneminde kurulduğu tahmin edilmektedir. Hikâyeye göre, Bergama Kralı Attalos bana bir yeryüzü cenneti bulun der ve onun buyruğuyla bölgeleri keşfe çıkan adamları Anadolu’nun en bereketli coğrafyasını, Antalya’yı bularak ona gösterir.
MÖ 77’de Roma topraklarına katılan şehir, bu dönemde donanma üssü haline gelmiştir. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak kullanılmıştır. 2. Ve 3. yüzyıllarda altın çağını yaşayan şehir, 1207 yılında Türk topraklarına katıldı.
DOĞAL GÜZELLİKLER
Yüzde 70’ten fazlası dağlık alan olan Antalya’da Toros dağları şehrin büyük bir kısmını kaplar. Şehir, hem göğe uzanan dağların haşmetiyle büyülerken, hem de benzersiz kumsalları, yemyeşil bitki örtüsü ve rengarenk çiçekleriyle içinde yaşayanlara cennete yaşam hissini tattırır. Coğrafi çeşitliliği sebebiyle farklı doğal güzelliklere ev sahipliği yapan Antalya’da özellikle şelaleler, mağaralar, koylar ve doğal parklar mutlaka görmeye değerdir.
Mağaralar: Aslında Antalya’da yaklaşık 500 kadar mağara tespit edilmiştir. Fakat bunlardan birkaç tanesi uluslararası öneme sahiptir. Antalya merkezde bulunan Karain Mağarası, Alanya ilçesinde bulunan Damlataş ve Dim Mağaraları turistik ilgi çekmektedir. Karain Mağarası Türkiye'nin en büyük doğal mağaraları arasında yer alır mağara, protohistorik çağlarda ve Klasik Çağ’da insanlar tarafından sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Bu sebeple de mağarada önemli kültürel kalıntılar bulunmuştur. Damlataş Mağarası ise içindeki çok sayıda sarkıt ve dikitle eşsiz bir görüntü sunmaktadır. Ayrıca, Damlataş Mağarası içindeki havanın özelliği neticesinde astım hastalarına oldukça iyi gelmektedir. Türkiye'nin en güzel mağaralarından biri olarak tanınan Dim Mağarası, Alanya'ya yakın olması ve çevrenin piknik yerleri ve ormanlarla kaplı olması nedeniyle turistlerin ilgisini çekmektedir.
Şelaleler: Şehirde çok sayıda irili ufaklı şelale bulunmakla birlikte, bunlardan bazıları hem Antalya’da yaşayanlar hem de turistler için oldukça ilgi çekicidir. Antalya’nın en bilinen şelalesi Manavgat Şelalesi, Manavgat ilçesinde şehir merkezine 72 km uzaklıkta bulunur. Irmak suları yüksekten düşmemesine rağmen oldukça geniş bir alanda yüksek debiyle aktığından güzel bir görünüm sunmaktadır. Şehir merkezinden yaklaşık 10 km uzaklıkta bulunan Düden Şelalesi, arkasından yer alan mağarası ve suyun sesi ziyaretçileri bambaşka bir dünyaya davet ediyor. Yerden 18 metre yükseklikten dökülen Kurşunlu Şelalesi ise manzarası, seyir terası, gezinti patikaları ve piknik alanıyla güzel vakit geçirmek isteyenlerin uğrak yeri olarak biliniyor.
Doğal parklar: Antalya’da 4 büyük milli park ve 1 tabiat parkı bulunmaktadır. Yerli ve yabancı turistlerle birlikte Antalyalıların da dinlenme alanı olarak tercih ettiği bu kamlar Beydağları (Olimpos) Milli Parkı, Köprülü Kanyon Milli Parkı, Güllük Dağı (Termessos) Milli Parkı ve Altınbeşik Mağarası Milli Parkı’dır.
Kızılçamlardan oluşan orman örtüsüyle büyüleyici bir manzara sunan Olympos Parkı, kendine özgü 25 endemik bitki türünü barındırır ve kıyı kesiminde de ender bulunan hayvanlara rastlamak mümkündür. Köprülü Kanyon ise benzersiz bir botanik alandan oluşmaktadır. Aynı zamanda popüler bir rafting alanını da içinde bulunduran parkı ziyarete gidenler antik kent Selge’nin kalıntılarını da görebilmektedir. Termesos şehri kalıntılarının etrafında yer alan Güllük Dağı Parkı, vadiler ve kanyonlardan oluşmaktadır. Turistlerin sıklıkla uğradığı parkta çok çeşitli ender hayvan türleri yaşamaktadır.
ANTALYA’NIN İKLİMİ
Akdeniz iklimi altındaki şehir Antalya, kıyı kesimlerinde iç kesimlerine nazaran farklı bir iklime sahiptir. İç kısımları, sıcak deniz iklimine girer. Yani, yazları sıcak ve kurak geçer, kışları ise yağışlı ve ılık. Antalya’nın iç kesimlerinde ise yarı-karasal iklim tipi hakimdir. Yazları sıcaklık 30-34 derece arasında değişir. Ocak ayında ise 9-15 derece sıcaklık görülür. Kar yağışı ya da don olayları çok nadir görülen hava olaylarıdır. Nem oranı yüzde 64 olan Antalya’nın, özellikle kıyı bölgelerinde uzun ve sıcak yazlar yaşanır. Özellikle Temmuz ve ağustos aylarında havadaki nem oranı oldukça yüksektir. Yılın ancak 40-50 günü kapalı ve yağışlı geçer. Bu da şehri yılın 12 ayı turizm faaliyetlerine açık hale getirir. Yılın 9 ayı denize girilebilmektedir.
ANTALYA’DA YAPILACAKLAR
Yüzyıllarca kültür ve sanatın kaynaştığı bir şehir olan Antalya aynı zamanda masmavi denizi, coşkulu Toros dağları, rengarenk çiçeklerin açtığı yaylaları ve berrak şelalelerinin gizlendiği doğasıyla da gelip geçenlerin gönlünde taht kurmuştur. Antalya’da alpinizim (dağcılık), tersine alpinizm (mağaracılık) ve treking (doğada yürüyüş) gibi alternatif turizm aktivitelerinin şehrin coğrafyasındaki çeşitlilikle ilgisi büyüktür.
Yaylalar: Herkesin yazın sıcağından kaçtığı bir mevsimde yaylalardan daha serin, ferah ve huzurlu neresi olabilir? Antalya birçok yaylaya sahip fakat en bilinenleri Feslikan Yaylası, Gömbe Yaylası, Saklıkent Yaylası, Gedevet Yaylası, Gökbel Yaylası, Üçoluk Yaylası ve Finike-Ördübek Yaylası’dır. Yemyeşil dağları, tertemiz havası, her sene düzenlenen eğlenceli festivalleri ve huzurlu kamp alanlarıyla yaylalar unutulmaz tecrübeler yaşamak için harika yerler. Tümüne araçla çıkılabilen yaylalar birçok turizm faaliyetine de ev sahipliği yapıyor.
Likya Yolu: Fethiye’den başlayıp Antalya’ya kadar devame den dünyanın en güzel 10 uzun yürüyüş rotası Likya Yolu toplamda 21 etaptan ve 509 km’den oluşuyor. Antalya’daki etapları üzerinde daha kısa bir yürüyüş rotası ayarlayarak günübirlik ya da hafta sonu gezileri oluşturulabilir, şehrin eşsiz güzelliklerinin ve gizli saklı koylar ile el değmemiş doğasının keyfine varılabilir.
Antik Kentler ve Müzeler: Tarih zengini Antalya, elbette antik kentleriyle de meşhur bir şehir. Sayısı yüzleri bulan arkeolojik alanlar yalnızca Türkiye için değil, tüm dünyanın kültürel mirası için de önem taşıyor. Antalya’daki antik kentlerin belki de en dikkat çekeni Aspendos Antik Kenti. Daha çok dev Aspendos amfi tiyatrosuyla bilinen kent, mutlaka görülmesi gereken bir antik şehir. Antalya’nın Manavgat ilçesinde bulunan Side Antik Kenti ise özellikle Apollon Tapınağıyla biliniyor. Demre ilçesinde yer alan Myra Antik Kenti ise kayalara oyulmuş mezarlarıyla tanınıyor. Kendi döneminin en zengin şehirlerinden olan Myra, Likya’nın en görkemli tiyatrosuna da ev sahipliği yapıyor. Bunların dışında, Olympos Antik Kenti, Termessos Antik Kenti, Simena Antik Kenti mutlaka ziyaret edilmesi gereken kentlerden.
1.Dünya Savaşından sonra yağmalamalardan kurtulan eserleri korumak amacıyla kurulan Antalya Müzesi, bugün 30 bin metrekarelik bir alanda, 14 sergi salonu ile değişik eserlerin sergilendiği alanlardan oluşuyor.
Plajlar: Akdeniz’in en güzel şehirlerinden Antalya’da turkuaz denizin, tertemiz kumların, sımsıcak havanın ve müthiş manzaranın bir araya geldiği plajlar, mevsim fark etmeksizin ziyaret edilmesi gereken yerlerdir. Antalya, bir kitabı dolduracak kadar çok plaja sahip. Plajlarının neredeyse hepsi birbirinden güzel olan şehirde elbette bazı plajlar kendilerine has özellikleriyle ön plana çıkıyor.
Antalya’nın en bilinen plajı ise Konyaaltı Plajı’dır. 1,5 km uzunluğundaki plaj günün her saati kalabalık olabilir çünkü şehir merkezinde yer almaktadır. Konyaaltı Plajında güneşlenebilir, harikulade deniz manzarasını izleyebilir, yüzebilir, yemek yiyebilir ya da birbirinden farklı su sporlarıyla ilgilenebilirsiniz. Bir diğer meşhur plaj Kleopatra Plajıdır. Tertemiz denizi, sığ suları ve geniş sahil şeridiyle cennetten bir köşe gibi olan plaj, adını da Mısır kraliçesinden alıyor.
Antalya’nın seçkin ilçelerinden Lara’da yer alan Lara plajı da ulaşımı oldukça kolay merkezi plajlardan biri. Kumunun romatizma hastalıklarına iyi geldiği biliniyor ve plajın etrafının çam ormanlarıyla kaplı olması harika bir manzara izlemeyi mümkün kılıyor. Şehri ziyarete gelen tüm turistlerin görmeden gitmediği Kemer ilçesi ise plajıyla meşhur. Hem gündüzleri denizin tadını çıkarmak hem de akşamları eğlenceli vakit geçirmek isteyenler için ideal bir yer olarak görülüyor.
İncecik kumlarıyla adından söz ettiren İncekum Plajı, özellikle kamp severler için harika bir plaj. Hem manzarası hem de tertemiz berrak suyu doğayla bir olmanın ayrıcalığını yaşatıyor. Antalya’nın muhteşem ilçesi Kaş’ta yer alan Kaputaş Plajı ise bakir kalan bölgelerden. Hiçbir işletmenin yer almadığı plajda yalnızca deniz, kum ve güneşle baş başa vakit geçirebilirsiniz. Kaş’ın bir diğer harika plajı ise Patara plajıdır. Akdeniz’in en uzun plajı olarak bilinen plaj, hem Apollon tapınağına ev sahipliği yapıyor hem de sevimli canlılar caretta carettaların da doğal yaşam alanı.
Doğa Sporları: Antalya şüphesiz doğa sporlarına meraklılar için eşi bulunmaz bir şehir. Doğa sporlarının her türlüsünü gerçekleştirebileceğiniz şehir Antalya’da, raftingden dalışa, yamaç paraşütünden sörfe kadar birçok aktivite için harika yerler bulmak mümkün.
Yemyeşil ağaçların arasında rafting yapmak isteyenler için doğru adres Manavgat ilçesi. Kanyon Milli Parkı veya Oymalıpınar Gölü rafting yapmak için en uygun yerler kabul ediliyor. Dalış yapmak için ise en çok tavsiye edilecek bölge Kaş olabilir. Hem tarihi kalıntıları hem zengin su altı bitkileriyle ve berrak deniziyle Kaş, dalış için ideal bir ilçe.
Yamaç paraşütü için manzarasıyla hayranlık uyandıran Kaş, Olympos ve Kumluca bölgeleri tercih edilirken, sörf tutkunları için Alanya sahilleri tercih edilebilir. Doğa sporları tercihini dağcılık, doğa yürüyüşü ve kamp gibi etkinliklerden yana kullananlar için Torosların batı uzantısı Bey Dağları, Akdağ, Susuz dağları, Alaca Dağ, Tahtalı Dağ ve Geyik Dağları tercih edilebilir. Doğa yürüyüşü içinse özellikle Likya Yolu rotası takip edilebilir ya da Kemer, Belek ve Side’de bulunan çok sayıda seyahat acentesi ve doğa sporları gruplarının turlarına katılmak mümkün.

Blog'dan

Türkiye'de Yaşam, Şehir ve İlçe rehberleri, Kültür ve daha fazlası

Blog Sayfasını Ziyaret Et
TRAVEL
Antalya Şehir Rehberi
TRAVEL
İstanbul Şehir Rehberi
TRAVEL
Trabzon Şehir Rehberi

Copyright © 2017 Tüm Hakları Saklıdır - Realty Turkey